Neden İlerlemiyor Lan Bu Bilim?
Herkese merhabalar,
Siz değerli okuyucularımıza bir mektup yazayım istedim. Nasılsınız? İyi misiniz? Bizleri sorarsanız ne iyiyiz ne kötü, orta halliyiz sevgili okuyucular. Yıllarca bilimi ilerletmeye çalışıp yorulmuş bünyelerimiz var fakat pes etmiş değiliz henüz. Efendim yıllardır sorulan bir sorudur bu artık klişe haline gelmiştir malumunuz, "neden ilerlemiyor bilim?", "elin oğlu almış yürümüş!", millet aya gitti biz neyle uğraşıyoruz!" gibi soruları yıllar yılı duydunuz belki siz de sarfettiniz, hatta biz bile söyledik çoğu zaman.
Peki sevgili okuyucu sorduk sorduk da yıllar boyunca bu soruyu, ne yaptık bu konu için? Bilim ilerlesin diye hangi işleri yaptık? ne yazdık ne çizdik? Belki de hiç... Hepsini bir kenara koyalım, bir adet gerçek var ki bilimle ilgili bunu açıklamadan edemeyeceğim. Bilim değer verildiği coğrafyada kalır! Ne demek bu şimdi sevgili yazar diye sorduğunuzu varsayarak açıklama yoluna gidiyorum.
Tarihsel olarak baktığımızda bilim Eski Yunan medeniyetlerinde çok ilerideydi, sonraları Arap`ların yaşadığı bölgelerde olduğunu görüyoruz. Uzun zamandır da Avrupa`da yerleşmiş olduğunu açık bir şekilde görebilirsiniz. Peki bilim neden taşınıyor? Cevabı çok basit; bilim değer verildiği yere gider. Bilimi yapan bilimciler kendilerini değerli hissettikleri yerde bulunurlar, bilim insanlarına kötü davranırsanız ve onları küstürürseniz onlar da giderler. Beyin göçü denilen şey tam olarak aynı örnek olmasa da adından söz ettiriyor. Beyin göçü diye tabir edilen şeyi yapan bilim insanlarını ikiye ayırmak mümkün imkanların kısıtlı olduğu yerden gidip yetişip geri gelenler ve manevi olarak küskün olanlar ve bu sebeple gidenler.
Üniversitelerimize baktığımızda bilimsel kıskançlık ve çekememezliklerin tavan yaptığı tırnak içinde yazmak istiyorum "bilim yuvaları" gözümüze çarpıyor. Peki neyi çekemiyor bu insanlar? Biri diğerinden daha fazla çalışıyor diye mi sorun çıkıyor? Ya da birinin fikri diğerinden daha iyi diye mi? Biri önce doçent oldu diye mi? Biri diğerinden daha zeki diye mi? İyi de, birileri birilerinden her zaman daha fazla çalışacaktır, birileri birilerinden önce doçent olur, birileri diğerlerine göre daha zekidir, birileri daha pratiktir. Bunlar saçma bahanelerdir. Bilim gerçeğe daha da yaklaşmayı amaçlar, üretilen her bilimsel bilgi gerçeği bulmada bir adımdır. Bizler de gerçeğe ulaşmak için çalışıyoruz. Bir bilimci diğerleri ile ilgilenmez bilimsel fikirler ile ve onları geliştirmekle ilgilenir.Ne sebeple olursa olsun dostlar bu tip şeylerin görülmesinin temelinde bana kalırsa alt paragrafta yazacağım sorun yatıyor.
Bir işi yapacak olan biri, bu ister öğretmenlik olsun ister alüminyum doğramacılık olsun, ister seyyar satıcılık olsun ister hekimlik olsun farketmez tüm meslekler ve işler için geçerlidir birazdan yazacağım şey. "FELSEFE". Bir iş ile uğraşıyorsunuz ve o işle ilgili felsefeyi bilmiyorsanız o işte başarılı olmanız malesef mümkün değil. Bilim için konuştuğumuz için bu meslek ile devam etmek istiyorum. Bilimci olmaya karar veren kişiler ki genelde yüksek lisans ile başladığı düşünülür bu işin. Bana kalırsa bu yanlış bir düşüncedir çünkü bilimci olacak kişiler genelde ilkokul yıllarında başlıyorlar bu işe. Yüksek lisansa başlayan kişilerin aldığı dersleri lütfen enstitülerden inceleyerek okuyun büyük bir çoğunluğunun bilim felsefesi, etik, bilim tarihi derslerini almadıklarını görürsünüz.
Bilim felsefesi, yani bilimsel düşünce yöntemlerinin ne olduğunu, bilimin neden yapıldığını, bilimin ne olduğunu, bilmeyen birinin akademide bilim yapabilmesini beklemek abesle iştigaldir. Aynı şekilde etik, yani bilimsel ahlak! bilmeyen bir kişinin bu işi yaparken doğru davranmasını beklememiz komik olur. Neredeyse bütün bilim insanlarımızın etik konusunda hassas davrandıklarına eminim.
Dostlarım, bilim denilen hadise bir ülkenin kurtuluşu demektir. İkinci dünya savaşını hatırlarsanız Alman`ların Enigma`sını İngiliz Alan Turing alt etmişti. Bilim bir savaş kazanabilir, bilim bir kıtlığı bitirebilir, bilim bir salgın hastalığı yenebilir, bilim bir ülkenin sanayisini ayağa kaldırabilir. Bilim önemlidir. Hep önemli olmuştur ve hep önemli olmaya devam edecektir.
Bilimin ilerlemesi için bilim insanları yetiştirmemiz gerekiyor, çok değerli bilim insanlarımız var, vardı, var olmaya devam edecek. Çocuklarınıza kitap okuma alışkanlığını kazandırın, yaşlarına uygun kitaplar okutturun, kitapalar hayal gücünü geliştirir. Merak duygularını kaşıyın onların, merak etmelerini sağlayın. Eğitimlerine önem verin.
Avrupa`nın içinde bulunan bilimi geri almamız gerekiyor. Bilim Anadolu topraklarında yeniden yükselmeli. İnsanlığın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Anadolu bilime ev sahipliği yapmalı. Eminim ki bu yazıyı okuyan herkes bu fikre katılacaktır. Fakat sadece evet öyle demekle yetinmeyin, bunun için çaba gösterin!
Sözlerime burada son verirken küçüklerin gözlerinden öpüyorum, sevgili büyükler küçüklere iyi bakın onlar sizin geleceğiniz.
Siz değerli okuyucularımıza bir mektup yazayım istedim. Nasılsınız? İyi misiniz? Bizleri sorarsanız ne iyiyiz ne kötü, orta halliyiz sevgili okuyucular. Yıllarca bilimi ilerletmeye çalışıp yorulmuş bünyelerimiz var fakat pes etmiş değiliz henüz. Efendim yıllardır sorulan bir sorudur bu artık klişe haline gelmiştir malumunuz, "neden ilerlemiyor bilim?", "elin oğlu almış yürümüş!", millet aya gitti biz neyle uğraşıyoruz!" gibi soruları yıllar yılı duydunuz belki siz de sarfettiniz, hatta biz bile söyledik çoğu zaman.
Peki sevgili okuyucu sorduk sorduk da yıllar boyunca bu soruyu, ne yaptık bu konu için? Bilim ilerlesin diye hangi işleri yaptık? ne yazdık ne çizdik? Belki de hiç... Hepsini bir kenara koyalım, bir adet gerçek var ki bilimle ilgili bunu açıklamadan edemeyeceğim. Bilim değer verildiği coğrafyada kalır! Ne demek bu şimdi sevgili yazar diye sorduğunuzu varsayarak açıklama yoluna gidiyorum.
Tarihsel olarak baktığımızda bilim Eski Yunan medeniyetlerinde çok ilerideydi, sonraları Arap`ların yaşadığı bölgelerde olduğunu görüyoruz. Uzun zamandır da Avrupa`da yerleşmiş olduğunu açık bir şekilde görebilirsiniz. Peki bilim neden taşınıyor? Cevabı çok basit; bilim değer verildiği yere gider. Bilimi yapan bilimciler kendilerini değerli hissettikleri yerde bulunurlar, bilim insanlarına kötü davranırsanız ve onları küstürürseniz onlar da giderler. Beyin göçü denilen şey tam olarak aynı örnek olmasa da adından söz ettiriyor. Beyin göçü diye tabir edilen şeyi yapan bilim insanlarını ikiye ayırmak mümkün imkanların kısıtlı olduğu yerden gidip yetişip geri gelenler ve manevi olarak küskün olanlar ve bu sebeple gidenler.
Üniversitelerimize baktığımızda bilimsel kıskançlık ve çekememezliklerin tavan yaptığı tırnak içinde yazmak istiyorum "bilim yuvaları" gözümüze çarpıyor. Peki neyi çekemiyor bu insanlar? Biri diğerinden daha fazla çalışıyor diye mi sorun çıkıyor? Ya da birinin fikri diğerinden daha iyi diye mi? Biri önce doçent oldu diye mi? Biri diğerinden daha zeki diye mi? İyi de, birileri birilerinden her zaman daha fazla çalışacaktır, birileri birilerinden önce doçent olur, birileri diğerlerine göre daha zekidir, birileri daha pratiktir. Bunlar saçma bahanelerdir. Bilim gerçeğe daha da yaklaşmayı amaçlar, üretilen her bilimsel bilgi gerçeği bulmada bir adımdır. Bizler de gerçeğe ulaşmak için çalışıyoruz. Bir bilimci diğerleri ile ilgilenmez bilimsel fikirler ile ve onları geliştirmekle ilgilenir.Ne sebeple olursa olsun dostlar bu tip şeylerin görülmesinin temelinde bana kalırsa alt paragrafta yazacağım sorun yatıyor.
Bir işi yapacak olan biri, bu ister öğretmenlik olsun ister alüminyum doğramacılık olsun, ister seyyar satıcılık olsun ister hekimlik olsun farketmez tüm meslekler ve işler için geçerlidir birazdan yazacağım şey. "FELSEFE". Bir iş ile uğraşıyorsunuz ve o işle ilgili felsefeyi bilmiyorsanız o işte başarılı olmanız malesef mümkün değil. Bilim için konuştuğumuz için bu meslek ile devam etmek istiyorum. Bilimci olmaya karar veren kişiler ki genelde yüksek lisans ile başladığı düşünülür bu işin. Bana kalırsa bu yanlış bir düşüncedir çünkü bilimci olacak kişiler genelde ilkokul yıllarında başlıyorlar bu işe. Yüksek lisansa başlayan kişilerin aldığı dersleri lütfen enstitülerden inceleyerek okuyun büyük bir çoğunluğunun bilim felsefesi, etik, bilim tarihi derslerini almadıklarını görürsünüz.
Bilim felsefesi, yani bilimsel düşünce yöntemlerinin ne olduğunu, bilimin neden yapıldığını, bilimin ne olduğunu, bilmeyen birinin akademide bilim yapabilmesini beklemek abesle iştigaldir. Aynı şekilde etik, yani bilimsel ahlak! bilmeyen bir kişinin bu işi yaparken doğru davranmasını beklememiz komik olur. Neredeyse bütün bilim insanlarımızın etik konusunda hassas davrandıklarına eminim.
Dostlarım, bilim denilen hadise bir ülkenin kurtuluşu demektir. İkinci dünya savaşını hatırlarsanız Alman`ların Enigma`sını İngiliz Alan Turing alt etmişti. Bilim bir savaş kazanabilir, bilim bir kıtlığı bitirebilir, bilim bir salgın hastalığı yenebilir, bilim bir ülkenin sanayisini ayağa kaldırabilir. Bilim önemlidir. Hep önemli olmuştur ve hep önemli olmaya devam edecektir.
Bilimin ilerlemesi için bilim insanları yetiştirmemiz gerekiyor, çok değerli bilim insanlarımız var, vardı, var olmaya devam edecek. Çocuklarınıza kitap okuma alışkanlığını kazandırın, yaşlarına uygun kitaplar okutturun, kitapalar hayal gücünü geliştirir. Merak duygularını kaşıyın onların, merak etmelerini sağlayın. Eğitimlerine önem verin.
Avrupa`nın içinde bulunan bilimi geri almamız gerekiyor. Bilim Anadolu topraklarında yeniden yükselmeli. İnsanlığın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Anadolu bilime ev sahipliği yapmalı. Eminim ki bu yazıyı okuyan herkes bu fikre katılacaktır. Fakat sadece evet öyle demekle yetinmeyin, bunun için çaba gösterin!
Sözlerime burada son verirken küçüklerin gözlerinden öpüyorum, sevgili büyükler küçüklere iyi bakın onlar sizin geleceğiniz.

Comments